Psikolojik Sıkıntılar Neden Artıyor?
Ömer AYDIN

Ömer AYDIN

Kişisel Gelişim

Psikolojik Sıkıntılar Neden Artıyor?

14 Ocak 2018 - 14:22

Bu çok önemli durumun birçok sebebi bulunmaktadır. Ülkemizde her yıl artarak çoğalan milyonlarca kutu antidepresan ilacı! kullanılırken, toplumda ruhsal sıkıntı yaşayıp cinnet geçiren, kendisine ve çevresine büyük, telafi edilemeyecek zararlar veren insanların her geçen gün çoğalması bu önemli konunun hassasiyetle ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Son aylarda kendi öz küçük çocuklarını öldüren insanların artması konunun ciddiyetini ortaya koymaktadır.

Olayın maddi-manevi sebepleri ilgili alan uzmanları bir araya gelerek yoğun bir çalışma ile teşhis-çözümler titizlikle ve ivedilikle ortaya çıkarılmalı çözüm çalışmalarına acilen önem verilmelidir.

Psikolojik rahatsızlıklarının sonucu olarak irade zayıflaması, zihnin doğru çalıştırılamaması, bilgi-değerlerle karar veremeyip duygu-düşünce-vesveseler ile kararlar alınmaya başlanması ortaya çıkmaktadır. Bu çok önemli rahatsızlığın kişinin yetişme ve gelişim dönemiyle çok önemli ilgileri bulunmaktadır.   

Yaşadığımız dönem önceki çağlara oranla yaşam şartlarının çok hızlı değiştiği, geliştiği özellikle maddi-teknolojik alanlarda büyük ilerlemeler kaydedilirken insani ilişkilerin azaldığı zorlaştığı, bu sebeple de huzur, mutluluk anlamında eksikliklerin ortaya çıktığı bir döneme dönüşmüştür. Teknolojik gelişmelerle ortaya çıkan büyük devasa yapılar, koca koca çok güçlü makinalar, küçük ama çok işlevsel aletler insanları şaşırtmaya hayrete düşürmeye başlamıştır.

Ülkemizde de son yüzyıl içerisinde her alanda çok hızlı bir değişim dönüşüm yaşanmaktadır. İnsanların yüz sene hatta elli sene önceki büyüklerimizin yaşam biçimi, imkânları ile şu an ki zamanda insanların yaşadığı hayat şekilleri, imkânları arasında her alanda çok büyük farklar ortaya çıkmıştır. Dedeler torunları ile iletişim kurmakta zorlanırken, çocukların zihin dünyası ile anne-babanın zihin dünyası arasında uçurumlar ortaya çıkabilmektedir.

Her geçen gün hayat çeşitliliğinin arttığı, harcama kalemlerinin çok fazla çeşit kazandığı zamanın hızlı ve yoğun olarak yaşandığı, insanların günlük ve mesleki hayatında her alanda değişim çok hızlı olduğu için çok farklı yeni bilgilere ihtiyaç duyulduğu dikkate alınırsa; hayata zihnen-bedenen uyum noktasında eski dönemlere göre çok daha fazla zorluklar çekilmesi aslında normal bir durumdur.

Önceki dönemlerde insanlar yetişme çağından itibaren içerisinde yaşayarak geliştiği ev ortamında aile büyükleri nasıl bir hayat yaşamışsa kendisi de yaş olarak aynı döneme ulaştığında ona benzer bir hayat yaşamaktaydı. Birçok kişi doğduğu yerde kendi memleketinde, akraba ve komşuları ile aynı örf-kültür-adetlere göre yaşamaya devam ederek hayvancılık, çiftçilik, ticaret v.b. işlerle geçimini sağlıyor ve yaşamını zihnen kolaylıkla devam ettiriyordu.

Her insan olağan üstü bir durum olmadıkça doğduğu yerde büyüyor, yetişiyor, evleniyor, çocuk-torun sahibi oluyor ve memleketinde vefat ediyordu. Herkesin yakın çevresinde iyi gününde sevinç ve coşkularını paylaşabileceği, kötü-zor zamanın da tecrübe-birikimleri ile kendisine destekçi olacak yakın akrabalar, aile dostları, komşular ve yakın arkadaşlar çokça bulunmaktaydı.

Çocuklar yetişme özellikle de gençlik-gelişim dönemlerinde teyze, hala, dayı, amca gibi birçok yakın akraba ile bir arada büyümekte, onların yaşıt olduğu çocukları ile arkadaşlıklar kurmaktaydı. Gençler bir sıkıntısı, derdi, sevinci, heyecanı olduğunda çevresindeki yakınları ile paylaşıyor, duygu, düşünce, hayallerini çevresinde ki güvenilir yakınlarının büyüklerinden de kazandığı uzun yıllar sonucu oluşmuş tecrübelerine tavsiyelerine göre kararlar alıyor hayatlarını ona göre şekillendiriyorlardı.

Küçükler büyüklerine nasıl davranacaklarını içinde yaşadıkları sosyal çevreden yaşayarak görerek biliyorlar, büyüklerde küçüklerine nasıl davranacaklarını kendilerinden öncekileri gözlemleyerek büyüdükleri için iyi biliyorlardı.

Kısaca hayat geçmişte yaşanan kültür, örf, adet, yöresel alışkanlıklar ve dini değerlerine göre devam etmekte, hayatta çok sık büyük değişiklikler olmadığı için psikolojik savrulmalar çok fazla olmadan yaşam normal akışında devam ediyordu.

Günümüze geldiğimizde özellikle son yıllarda yaşamdaki her şey çok hızlı değişti ve değişim daha da hızlanarak etkilerini göstermeye devam ediyor. Geniş aile dediğimiz büyüklerle beraber yaşanılan klasik aile yaşamı neredeyse tamamen ortadan kalkarak çekirdek aile denilen sadece eşler ve çocukların beraber yaşadığı aile modeli yaygın hale gelmeye başladı.

İnsanların iş-eğitim-evlilik v.b. sosyal sebeplerle memleketlerinden uzaklaşıp farklı şehirlerde hatta farklı ülkelerde yaşamaya başlaması ile artık çevrelerinde anne-baba, yakın akraba, aile dostu kişiler kalmadı veya azaldı. Hatta birçok büyük şehirde komşuluk ilişkileri dahi zayıflayarak çocukların önlerinde, çevrelerinde örnek alabilecekleri hiçbir büyük neredeyse kalmadı.

İnsanların hızlı değişen dünyada anne-babalarının yaşam şekillerinin aksine gelişim dönemleri ve sorumluluk almaya başladıkları gençlik dönemlerinde hayatta karşılaştıkları olayların birçoğu daha önce hiç görmedikleri, duymadıkları, tecrübe etmedikleri olaylar olarak yeni-ilk defa karşılarına çıkmaya başladı. Ancak bu yeni durumda çevrelerinde tecrübeleri ile kendilerine yardımcı olacak büyüklerin kalmaması, olan büyüklerinde çoğunluğunun hızlı değişen dünyada geçim şartlarını zorluğu, eğitim imkânlarının yetersizliği v.b. sebeplerle yeterli eğitim imkânı bulamamalarının da etkisi ile yeni çağa ayak uydurmakta zorlanmaları ve yol gösterici olmalarının azalması, aşılması kolay problemlerin bile zor sıkıntılar haline dönüşerek büyümesine ve oluşan çözümsüzlükler daha büyük sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olmaya başladı.

İnsanlar eksik, zayıf kaldıkları durumlarda genelde tecrübelere veya doğru bilgilere başvurmadan duygu, heva, istek, arzu ve düşüncelerine göre rast gele keyfi davranışlar geliştirmeye başladı.

İnsanlar hayatlarındaki en önemli anlarında belki hayatının geri kalan kısmını ciddi ölçüde şekillendirecek durumlarda bile nasıl düşüneceklerini, nasıl davranacaklarını adeta deneme yanılma yoluyla bulmaya çalıştı.

Ancak yaşanan süreç içerinde yapılan yanlışlıklar, hatalar, yaşanılan hayal kırıklıkları, çekilen maddi zorluklar, yıpranan sinir sistemleri, bozulan duygu ve düşünce yönetimleri v.b. sonuçlar ciddi sıkıntıları ortaya çıkarmaya başladı.

Belki son dönemde yaşayan insanların eğitim, statü, makam-mevki ve maddi imkânlar açısından kazanımları önceki dönemlerde yaşayan büyüklerine göre çok daha fazla oldu ancak geçmişteki samimiyet, huzur, birlik-beraberlik, dostluk, muhabbet, sırdaşlık özlemle aranılan, hatırlanan duygular haline geldi.

Birçok insanın hayatı beklenilen, alışılan, geçmişteki insanların yaşadığı hayata göre daha az mutlu, daha az huzurlu olmaya başlarken, duygusal yıpranma, zihinsel yorgunluk arttı ve özellikle psikolojik rahatsızlıklar çok daha fazla yaygın hale gelmeye başladı.

Manevi kazanımların çok daha fazla önem kazandığı günümüzde psikolojik rahatsızlıkların önüne geçilmesinde ve tedavi edilmesinde de manevi duygular çok önemli olup asla ihmal edilmemesi gereken çok özel bir alandır. Her insanın için fıtri bir ihtiyaç olan “Din” konusu ihmal edilerek kalıcı çözümler ortaya koymak imkânsızdır. Psikoloji ve ruh ayrılmaz bir bütün olup zihnin-beynin doğru çalışabilmesinde çok ciddi etkileri bulunmaktadır. 

 

Hayatınızda hep huzur, mutluluk olması Dileklerimle…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar