Ne Mutlu Bize!
Abdullah KORKUT

Abdullah KORKUT

Ne Mutlu Bize!

23 Şubat 2018 - 10:02

Daha renkli bir pencereden bakıyoruz dünyaya, artık gördüğümüz renkleri daha net fark edebiliyoruz. Önceden siyah beyazdı ekranlar, renk farklılıkları ayırt edilemezdi. Şimdiki insanlar daha geniş imkanlara sahipler. Biz de bu çağda yaşıyor olmanın tadını çıkarıyoruz. Ne Mutlu Bize.

Öyle ki atılan bombalardan yansıyan bütün renk çeşitlerini takip edebiliyoruz, hatta beraberinde yükselen çığlıklar eşliğinde. Yıkılan evler, kopan kol ve bacakların savruluşunu da seyredebiliyoruz. Yükselen çığlıkların bas ve tiz ayarlarını da yapabiliyoruz. İşte modern çağda yaşıyor olmanın nimetleri(!) eskiden böyle miydi, haberleri bile olmazdı bütün bu gelişmelerden. Habersiz yaşarlardı dünyadan (!). Modern çağda yaşıyor olmanın tek dezavantajı hızla ilerleyen teknolojik gelişmeleri takip etmenin zorluğu. Her dönem ince renk ayrımlarını daha iyi fark edebilmek için değiştirme gereği hissediyoruz elimizdeki ve evimizin baş köşesindeki ekranları. Bu kadar nimetin yanında bu zahmetine katlanılır elbette. Sonuçta ezeli müttefiklerimiz, yeri doldurulamaz dostlarımız kazanıyor bu süreçte.

Bahar mevsiminin gelmesiyle açan rengarenk çiçekleri, o çiçeklerden yükselen kokuyla birlikte evimizin baş kösesinde yaşıyoruz.  Öyle bir bahar geldi ki sayesinde kurtulduk bütün diktatörlerden. Özgürlüğü tadını çıkara çıkara yaşıyoruz. Etrafımız kıp kızıl oldu kan renginden, cennete doğru yol alan yavrucağızlar birer gül misali uçuşuyorlar.

21. yüzyıl modern çağ birçok yeniliği de beraberinde getirdi. Değiştik, geliştik ve güzelleştik. Bilim ve Teknolojideki gelişmeler bazı alanların parametrelerini de değiştirdi. Mesela artık başarı oranları ölen insan sayısı üzerinden hesaplanıyor.

Aynı zamanda bu çağ farklı kesimlerin birlik olma zeminini de sağladı. Daha teşkilatlı yapılar oluşturabiliyor insanlar. Mantar gibi yeni yeni yapılanmalar türüyor. Ve bu yapılar çağı daha modern seviyelere taşıyabilmek için gözünü budaktan esirgemiyor. Eğer amaç daha özgür bir dünya oluşturmaksa elbette ki bazı küçük şeylerden vaz geçmek gerekebilecektir. İşte bu sebeple BM, NATO, AB, ABD ve bunların işbirlikçileri çok yoğun bir mesai harcıyorlar. Diğerkamlıkta zirveyi temsil eden (!) bu yapılar imkanları bütün dünya sathına yaymak için her bölgede güçlü müttefikler oluşturuyorlar. Nedendir bilinmez bu süreçte ölenler de öldürenler de hep Müslümanlardan seçiliyor. Biz de bu gelişmeleri yakından takip ediyor ve gereken cevabı veriyoruz. Yaşanan her büyük hadisenin sonrasında haklılığı bir kez daha tescillenen o büyük insanı hayırla yad ederek “haklıymış” diyoruz. Burada da önemli bir hassasiyet gözetiyoruz. Bu büyük insanın söylediklerinin geçmişle alakalı olanına bakıyoruz bir de işimize gelenlerine. Burada da amacımız müttefiklerimizle olan iletişimimiz sekteye uğramasın, kardeşliğimiz zarar görmesin.  

Ne mutlu bize ki daha dindar bir toplumda daha iyi bir çağda yaşıyoruz. Böyle bir zamanda şii olmak da neymiş, vehhabilik, Osmanlıyı arkadan vuran (!) arap islamı, bütün bunlarla mücadelede asla zafiyet göstermiyoruz. Hele bunların hakkından gelelim elbette ki sıra diğerlerine de gelecektir. ABD, AB gibi yapılara gelince bunlar Müslümanlara en yakın oldukları Kur’an’da ifade edilen Hristiyan topluluklar. Gereksiz yere enerjimizi tüketmemeliyiz, karşımızda daha büyük tehlikeler varken. Zaten Suriye’ye taşınan 4900 Tırın nereden geldiğini bilmiyoruz. Beraet-i zimmetin asıl olduğuna inanan Müslümanlar olarak elimizde sağlam deliller olmadan kimseyi suçlayamazdık. Ne mutlu bize ki dört koldan mücadelemizi verirken bu hassasiyetlerimizi de muhafaza ediyoruz. Onun için 4990 sorti yaparak havalanan uçaklara ses çıkarmadık. Suçu sabit olmadan suçlu ilan edemezdik.

Tahmin ediyorum magazin gündemini atlamıyoruzdur. Ne mutlu bize ki bu kadar yoğunluğun içerisinde kültürden ve sanattan da geri kalmıyoruz. Yeri gelmişken hatırlatayım. Dünyanın en muhkem hapishanesi olan Gazze’de canlandırılan savaş sahnelerinin yeni bölümleri ekranlara geliyor. Yanımıza bol stok alıp ekranların başına kurulalım. Bu esnada gereken bütün cevapları oturduğumuz yerden verelim ki sonra vicdanımız bizi cezalandırmasın. Her geçen gün izleyici kitlesini artıran bu sahneler bu sefer daha dramatik olacakmış. Sakın ha kaçırmayalım. Bu sefer Şeyh Ahmet Yasin’in kurduğu yetimhanede kalan ve orada eğitim gören 600 yetim de hedefteymiş. Ona göre ekranları yakından takip edelim.

Ne mutlu bize gitti diktatörler daha özgür bir dünyada yaşıyoruz. Irak daha özgür, Suriye daha mutlu, Libya daha müreffeh, Yemen daha güçlü Ne Mutlu Bize(!).

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar