Cami, Şehir ve Medeniyet
Abdullah KORKUT

Abdullah KORKUT

Cami, Şehir ve Medeniyet

06 Ekim 2017 - 07:34 - Güncelleme: 12 Ekim 2017 - 15:41

İnsanı insan yapan değerler vardır, ayrılmaz unsurlardır onlar. Gönülden bağlıdır her birisi diğerine; etle tırnak, anne evlat gibi. Uyanınca görmek ister, sesinin yankısıyla duygulanır, hüzünlenir, kokusuyla hayat bulur. Yaşadığı her yerde görmek ister onları, olmayınca hep eksiktir bir yanı.

Şehirleri de şehir yapan, medeniyetle kuşatan, ona ruh üfleyen, can katan değerleri vardır. Şehir olur bu değerlerle bütünleşince, geçer kalabalıkların ötesine. Kaşı gözü önemlidir şehirlerin, en önemlisi de kalbidir, orayla dokunur sakinlerine.

Canlıdır kâinat tıpkı insan gibi, ona can üfleyen, ruh aşılayan kaynağı vardır. Şehirler de canlıdır, sadece kalabalıklarıyla değil özüyle, ruhuyla hayat taşır. Şehirler kendilerine hayat bahşeden kaynağı arar, ona doğru bükük durur hep boynu. Seslenir ve ses verir, kucaklaşır kendiyle. İşte camilerdir hem şehri kendisiyle hem de insanlarla buluşturan, kaynaştıran. Derdini camiyle paylaşır bütün şehir, onun için yükü çok ağırdır camilerin. Koca bir şehrin yükü. Mahzundurlar her göremediği bir can için.

Hira’dan yükselen çağrı insanlığa medeniyet çağrısı olmuştur, öksüze, yetime, kimsesize, ezilmişe sahip çıkan bir çağrı. Ebubekir’le Selman’ı, Ömer’le Bilal’i kardeş yaptığı gibi Afrika’dan Asya’ya, Avrupa’dan, Avusturalya’ya bütün Müslümanları hatta bütün insanları birbirine bağlayan.

Mabed kendini bulmaktır. Cami şehri korumaktır. Ülkemizin tapusudur Selimiye’miz Süleymaniye’miz. Fethin sembolüdür Ayasofya’mız.

Hüzünleri dağıtmak, kaostan, karmaşadan kurtulup sükûnete ermek için sığınağıdır camiler. Şehrin buluşma adresleridir.

Yeniden buluşmak için bütün değerlerimizle, muasır medeniyetlerin üzerinde insanlığa umut bir medeniyet için, yaşanabilir bir dünya için, özgürlüğümüzü tahkim etmek için yöneleceğimiz adreslerdir camiler.

Sadece fiziki yapılar değildir camiler, ruhtur, özdür, bütün bedeni diri tutan. Çağrıdır; birliği, bütünlüğü tesis eden, geleceği inşa eden.

Şehrin ruhu cami, caminin ruhu insandır. Kanayan yaraya dermandır. Haksızlığa ve zulme kalkandır. Mekke’den İstanbul’a fethin nişanesidir.

Annedir camiler, şehirlerin anneleri, sığınağıdır bütün dertlilerin. Açların doyduğu, yetimlerin bağırlara basıldığı annelerdir camiler. Kalabalıklar arasında yalnızlaşanların kendisine geldiği anneler. Hep sadedir, samimidir, yürekten kucaklar. İnsanlarla beraber sinesinde yer bulur bütün şehir, sığınır oraya.

Ol emriyle filizlenen bu medeniyet Mescid-i Nebevide yeşerdi, Şam’da Bağdat’ta, Kudüs’te İstanbul’da yankılandı. Bu medeniyet cehalet asrının üzerinde saadet asrını inşa etti.

İnsanlık Muhammedî medeniyeti arıyor, camilerin minarelerinden yankılanan. Bu medeniyetle insanlık yoksulu itip kakmamayı, yetime sahip çıkmayı, aç olanı doyurmayı öğrendi. İşte bu medeniyet cami merkezli medeniyettir. Örneği Mescidi Haramdır, Mescidi Nebevidir, Mescidi Aksadır. İnsanların ve insanlığın buluşma adresidir. Kardeşliğin tesis edildiği, yoksulun görülüp gözetildiği buluşma adresleri.

Ey vahiyle yoğrulmuş medeniyet senin yokluğunda mahzundur gönüller, yalnızdır büyükler. Oyuncakla buluşması gereken çocuklar bombayla tanışıyor. Mabetleri vuruyor tanklar, sömürülüyor en değerli kaynaklar. Seni arıyor bütün insanlık, sana hasret bütün mazlumlar.

Bir ışık yansımasıyla açtım gözlerimi. Yıldızlar dökülüyor zannettim önce Şam Ümeyye’nin üzerine, Bağdat’tan yükselen İmam-ı Azam’ın dualarıyla birlikte melekler iniyordur diye düşündüm. Bir bomba düştü yüreğime, yıldızları toplamaya giderken. Bu çığlık da niye, niçin ağlaşıyor çocuklar. Toz bulutları mı yükseliyor ne! Yoksa şehir öksüz mü kaldı, artık çok mu Irak özgürlük Aksa’ya. Ayasofya niye gelmiyor bize küstü mü yoksa.

Gel ey şehir, kendine gel, bağrında yankılansın eşsiz sadalar. Kaldır başını Selimiye’yle, Süleymaniye’yle yeniden diril.

Gel ey can, kendinle beraber, her şeyin sahibinin çağrısına. Dinle, kulak ver yüreğinden taşan nağmelere. Kucaklaş kendinle, insanlıkla ve bütün insanlarla.

Söyle ey camiyle bütünleşmiş medeniyet öncüsü şehir, haykır derdini, dök içini. Sana yönelmiştir bütün arzular, doyur gönülleri, dokun yüreğime. Seninle buluşmaya, dertleşmeye geldim. Sil gözyaşlarımı. Sildiğin gibi ülkemin gözyaşlarını en zor gününde, ezanlarınla salalarınla. Seninle güldü bu ülke, seninle buldu kendini. Duamdır, seninle açtığım gözlerimi kapatıncaya kadar seninle yaşamak.

O Ezanlar ki şehadetleri dinin temeli,

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar