Oradan Oraya

Değeri en küçük olanını yere düşürdüğünde almayan bir kişiyi mutlaka görmüşsünüzdür. İleride mutlaka lazım olacaktır o değersiz gibi görünen ‘bozuk’ sanılan şey...

12 Ekim 2017 - 09:58 - Güncelleme: 15 Ekim 2017 - 01:12

İbrahim Ethem Özer

Cebinden aldığı iki tanesini elinde çevire çevire gidiyor, duyduğu sesten de mutlu oluyordu. Sahip olduğu şeyin küçük olduğunu düşündüğü için ona önem vermiyor, kaybetmekten korkmuyordu. Yolda dalgın bir şekildeyken elindeki bu aslında özel şeylerin bir tanesini düşürdü ve yuvarlana yuvarlana kanalizasyona düşüverdi. Amaan dercesine bir hareketle yoluna devam etti. Her zamanki gibi işine gitmiş ve akşam olmuştu. Dönüş saati gelmişti. İş yerinden ayrılır ayrılmaz durağa doğru ilerliyorken bir şeyin farkına vardı ve cüzdanı yoktu. Bir anda telaşlanırken evde kaldı herhalde dedikten sonra ellerini ön ceplerine soktu ve bozuk paralarını saymaya başladı ve ne yazık ki o önemsemediği miktar kadar parasının eksik olduğunu fark etti. Pişmanlığı yüzünden okunuyordu…

Bozuk olmasını istemez insan paranın genellikle, kurtulmak ister bir an önce… Tam olmalıydı çünkü, daha çok, sonra daha da çok… Hırs üstüne hırs…

Evet tam olmalıydı ve kalın olmalıydı,  mesela deste deste olmalıydı, o zaman daha güzeldi hayat, yüzler gülmeliydi çünkü…

Eline aldığında önce büyüklüğüne bakar insan. Ona göre daha titiz davranır, yani değerine göre… Çok şey elde ettirmesi kaybetme korkusuna dönüşüverir. Daha çok ilgilenir ve onu koruma ihtiyacı hisseder. Yumruğunu sımsıkı yapanlar bile olmuştur hatta…

Çok farklı anıları olur insanın onunla, unuttuğu veya hiç aklından çıkaramadığı. Yıllar sonra şimdi yaşamışçasına aklına geliverir. Ya gülümseyerek ya kızgınlıkla ya da üzüntüyle o anı tekrar yaşayacaktır. Peki “o” ne yaşıyordu acaba?

İnsanın cebinde belli bir ısıya ulaştığında yerini daha çok benimseyecek ve karanlık ona huzur verecekti. Dış dünyaya açılması için ellerin geldiğini görünce heyecan basacak, dışarı çıktığında ise gözlerini sımsıkı yumacaktı. Kalbi güm güm atmaya başlayacak, belki de soğuktan tir tir titreyecekti.

Bozuk olması ona olan değeri azaltıyordu. O ise hep anlaşılmayı bekledi. Sonuçta o da değer verilmeyi bekleyen bir varlıktı… Ceplerin hep dibinde işe yaramayan bir varlık gibi hisseder kendini. Öyle değil midir zaten? Sıkıştığımız anlarda imdadımıza yetişmiştir hep. Ekmek veya sakız almak için işe yarayan,  küçük bir çocuğa çikolata vermek için cebimizi yokladığımız, dilenciyle karşılaştığımızda, bir fakiri mutlu etmek istediğimizde aklımıza gelmiştir… Tekrar onu hatırladığımız zaman dilimleridir. Küçük işler için ayrılmıştır bir kenarda çoğu zaman. Küçük zannedilen ama bir araya getirildiğinde büyük işler başarabilendir bu bir eşi daha olmayan varlık…

Hiç düşündük mü “o” neler çekiyor hayatı boyunca? Neler yaşadı acaba? Neler gördü? Kimlerle karşılaştı, isteyerek veya istemeyerek… Hangi durumlarda işe yaradığını hissetti kim bilir! Oradan oraya savruldu mecburen… Menfaati için arkadaş oldu insanoğlu onunla. O ise her seferinde şimdi asıl arkadaşımı buldum diyecekti ama yanılıyordu. Yanılıyordu çünkü insandı bu o dost sandığı… Alışması gerekecekti…

Darphaneden çıktı önce yola. Sonra kutulara kondu arkadaşlarıyla beraber. Eğlenceli olacak zannetti hayatının geri kalanını. Sonrasını düşünemezdi, bilemezdi neler olacağını.  Dünyanın nasıl bir yer olduğunu tahmin edemezdi… İlk günkü gibi temiz kalırım zannetti ama… Sonra farkına vardı, asıl şimdi başlıyordu hayat. Gerçeklerle karşılaştıkça yaşlı insanlar gibi tecrübeyle dolacaktı… Aldığı yaralar onu olgunlaştırıyor, zamanla görüyordu asıl dünyanın nasıl bir yer olduğunu…

Çocukken iddia zamanı veya kura anında kullanırdık onu. Çok heyecanlı ve tebessümü bol zaman dilimleriydi. Yazı mı? Tura mı?.. Söylediğimiz çıkmadığı anlarda ise yüzümüz asılırdı… Dik durabilir mi acaba diye baya uğraşırdık ama bir türlü durmazdı. Aklımıza bir filmdeki dik durduğu anı getirir ve gülerdik. Bayramlarda el öpmeye gider, yolda hep onu düşünür, onun hayaliyle varırdık kapıların önlerine. Acaba verirler mi diye iddiaya girer, verdiklerinde ise sevinçten dört köşe olurduk. Bozuk para koleksiyonları yapanlarımız da olurdu.

Değeri en küçük olanını yere düşürdüğünde almayan bir kişiyi mutlaka görmüşsünüzdür. İleride mutlaka lazım olacaktır o değersiz gibi görünen ‘bozuk’ sanılan şey... Kendini mutlaka hatırlatacaktır ve sahibinin o anı hatırlamasına neden olacaktır.

Küçük olan her şey değerli aslında…

Bu haber 656 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Mehmet Ali
    1 hafta önce
    Çok güzel bir makale olmuş.
  • Eyüp ÇAT
    1 hafta önce
    Küçük olan her şey değerli aslında... Güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık. Hayatta küçük şey yoktur. Bizim için küçük olan bir başkası için büyük olabilir.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Zina Suç Sayılsın!
Zina Suç Sayılsın!
Başkan Erbaş'tan Kuran Mesajı Çağrısı
Başkan Erbaş'tan Kuran Mesajı Çağrısı