Kerbelâ ortak acımızdır. Halep, Şam, Gazze, Arakan ortak...

Kerbelâ ortak acımızdır. Halep, Şam, Gazze, Arakan ortak acımızdır.

Bütün insanlığın huzuru ortak hedefimizdir. Ortak duamızdır. Bizim ortak düşmanımız, cehalettir, nefret dilidir, şiddettir, farklılıkları kavga sebebi sayan cahilliktir. Kardeşi kardeşe düşman yapan fitnedir.

29 Eylül 2017 - 22:48 - Güncelleme: 30 Eylül 2017 - 12:43

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Bahariye Mevlevihanesinde (Haliç/İstanbul) Düzenlenen 10 Muharrem Aşure İftarında Konuştu. Erbaş Konuşmasında birlik beraberlik çağrısı yaparak islam alemi ve tüm insanlığı derinden yaralayan ortak acıların olduğunu vurguladı.

İşte Erbaş'ın o konuşma metni ve Videosu ...

Kıymetli Kardeşlerim,

Âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahîm ve adalet gününün sahibi olan; insanlara doğru yolu göstermek üzere kitaplar gönderen, son kitap Kur’an-ı Kerim ile bizleri hidayete sevkeden; yeryüzünü son Peygamber Hz. Muhammed (sav)’le şereflendiren Allah Teâlâ’ya sonsuz hamd-ü senâlar olsun…

İnanlara “bir şahit”, “bir müjdeci”, “bir uyarıcı” olarak gönderilen, “iki cihan güneşi”, Hz. Muhammed Mustafa’ya, Ehl-i Beyti’ne ve yine Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de övdüğü ensâr ile muhâcirûna ve ashabına salât ve selâm olsun…

Hakk’ı benimseyen, Hakk’ın rızasını kazanmaya çalışan, hayatını bu inanç üzerine kuran bütün müminlere selam olsun..

Değerli Kardeşlerim,

Bütün Müslümanlar için önemli bir zaman dilimi olan Muharrem ayındayız ve bu ayın onuncu gününe tekabül eden Aşure günü vesilesiyle bir aradayız. 30 Eylül Cumartesi günü, yani yarın Aşure Günü’nü idrak etmiş olacağız.

Muharrem ayı, Aşure ve Kerbelâ olayı, dünyanın hangi bölgesinde yaşarsa yaşasın, hangi dînî-kültürel alt kimliğe ya da mezhebi ve meşrebi yapıya mensup olursa olsun, İslâm toplumlarının hemen hemen hepsi için önemli ortak nokta ve unsurları ifade etmektedir.

Sevgili Peygamberimiz (sav) Muharrem’in “haram aylardan” olduğunu bildirmiş (Buharî, “Megâzî”, 78) ve “şehrullâhi’l-muharrem” ifadeleriyle “Allah’ın ayı” (Müslim, “Sıyam”, 203) olarak nitelemiştir.

Bildiğiniz üzere, Hz. Peygamber (sav) Medine’ye geldiklerinde, Muharrem ayının 10. gününde bir öncesi veya bir sonrasıyla oruç tutmuştur.  Ayrıca Hz. Peygamber (sav), Ramazan ayı orucundan sonra en faziletli orucun bu ayda tutulan oruçlar olduğunu bildirerek, Müslümanlara bu günlerde oruç tutmalarını da tavsiye etmiştir ( Müslim, “Sıyam”, 202-103).

Nitekim bu akşam da hepimiz bir oruç açma ya da iftar programı vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Cenab-ı Hakk, tutulan oruçlarla beraber bütün ibadetlerimizi kabul eylesin. Bu programın her aşamasında emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum.

Kıymetli Kardeşlerim,

Muharrem ayı denildiğinde, İslâm toplumlarının hemen hepsinde öncelikle hicret, Aşure ve Kerbelâ akla gelmektedir.

Burada Hz. Peygamber (sas)’in hicreti esas alınarak, hicrî takvimin ilk ayı ya da hicrî yılbaşı olarak kabul edilen Muharrem’in, günümüz açısından en önemli anlamlarından birine işaret etmekle yetinmek istiyorum.  Bugün, hepimizin Hz. Peygamber (s.a.s)’in hicretle beraber Medine’de tesis etmiş oldukları kardeşlik müessesesi ve huzur ortamını iyi anlayıp hayatımızı buna göre anlamlandırmaya gayret göstermesi son derece önem arz etmektedir.

Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in Medine’ye hicretiyle birlikte başta Evs ve Hazrec olmak üzere farklı kabilelere mensup Müslümanlar ve o bölgede yaşayan bütün diğer inanç mensupları, birlik beraberlik, karşılıklı saygı ve ortak bir güvenlik ve huzur anlaşması çerçevesinde, barış içinde bir arada yaşamaya başlamıştır. İslam tarihinde bir dönüm noktası  olan hicret, bu yönüyle de hepimiz ve bütün dünya için pek çok dersler içermektedir.

Bizler bu vesileyle söz konusu güzelliklerimizin devamı adına hicretin hatırlattığı, sabır, özveri, fedakârlık, inanç gibi değerleri daima canlı tutmanın gayreti içinde olmak durumundayız.

Kıymetli Kardeşlerim,

Hadis kaynaklarımızda yer alan Hz. Nuh’un gemisinin ve Hz. Musa’nın kurtuluşu hakkındaki kayıtlara ilaveten kültür tarihimize ait pek çok eserde Hz. Âdem’in tövbesinin kabulü, Hz. İbrahim’in ve Hz. Yunus’un kurtuluşları vb. pek çok önemli hadisenin Aşure gününde cereyan ettiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla Muharrem ayının onuncu günü demek olan Aşure, insanlık ve iman tarihi için pek çok önemli hadisenin gerçekleştiği bir zaman dilimini ifade etmektedir.

Bununla birlikte Hz. Hüseyin’in bu günde şehid edilmesi nedeniyle Müslümanların ortak hafızasında daha çok bu müessif olayla hatırlanır olmuştur.

Hepimizin bildiği gibi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, isimlerini bizzat kendisinin koyup “dünyanın iki çiçeği”, “cennet çocuklarının efendileri” diye övdüğü, Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın ciğerparelerinden biri olan Hz. Hüseyin ve çoğu Ehl-i Beyt’ten 70’den fazla insan, 10 Muharrem 61’de siyasi ihtiraslar uğruna Kerbelâ’da şehit edilmiştir.

Bu elim olay, Hz. Peygamber’i ve O’nun Ehl-i Beyti’ni seven biz bütün mü’minleri derinden yaralamış, kalplerimizi incitmiş; o günden bugüne bölgesi, kültürü, mezheb ve meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanları derin acılara gark etmiştir.

Hz. Hüseyin, bütün mü’minlerin gönlünde taht kurarken, ona ve yakınlarına bu zulmü reva görenler tarih karşısında ve vicdanlarda hep mahkûm edilmiştir. Bugün Kerbelâ’nın acısını kalbinin derinliklerinde yaşayan Müslümanlara düşen en hayati ve tarihi görev, Kerbelâ’yı doğru okumak, doğru anlamak ve ondan dersler çıkarmaktır. Asla tarihin acılarından yeni acılar üretmek, hüzünleri yeni hazanlara dönüştürmek değildir.

Kerbelâ’nın bize en büyük mesajı birlik, beraberlik, vahdet ve kardeşliktir. Eğer bu mesajı hayata dönüştürmez isek; İslam coğrafyasında, hüznün ve matemin en acılı hikâyeleri yaşanmaya devam edecektir. Maalesef bugün Halep’ten Yemen’e, Gazze’den Arakan’a İslam ülkeleri ve beldeleri adeta birer Kerbelâ olmuştur.

Kerbelâ’yı anlamak Hz Hüseyin’i iyi tanımaktır. Elbette Hz. Hüseyin’in yolu, Allah’ın elçisi Muhammed Mustafa‘nın (s.a.s) yoludur. Hz. Hüseyin’i anlamak hakkın, hukukun, özgürlüğün, adaletin, vefanın, sözüne sadık kalmanın, erdemin yoluna baş koymaktır.  Hz. Hüseyin’i sevmek O’nun uğruna can verdiği değerleri sahiplenmektir.

Öyleyse Hz. Hüseyin’in asaletini, ahlakını kuşanalım. Geliniz aynı imanı, acıyı, özlemi taşıyan kalplerimizi birleştirelim. Yüreğimize Hz. Hüseyin’i alalım, gönüllerimizi birbirimize açalım, ellerimizi muhabbetle buluşturalım, Kerbelâ’nın hüznü kalsın kalbimizde, başka hüzün yaşamayalım. Tarihi acılarımızı, ortak hüzünlerimizi, İslam’ın izzet ve itibarı adına ferasetle, basiretle, sorumluluk ve duyarlılıkla ele alarak, daha iyi bir geleceğin inşasına katkı sunalım.

Bugün İslam coğrafyasını Kerbelâ’ya dönüştürenler, etnik, mezhep, meşrep kavgalarıyla Müslümanların arasına tefrika sokarak bunu yapıyorlar. Bunun için; ne adına olursa olsun, Müslümanlığın ortak vasfı olan ehl-i kıbleye karşı, nefrete sebep olan, suçlayıcı, ötekileştiren cümleler kurmanın iyiliğimiz ve geleceğimiz açısından hiçbir faydasının olmadığını bilelim. Müslümanların birlik ve beraberliğini zedeleyecek her türlü olumsuz tutum ve davranışlardan kaçınalım.

Değerli Kardeşlerim,

Bizim en güçlü bağımız; Âlemlerin rabbi olan Allah’a, O’nun son elçisi Rasul’ü Ekrem’e, (s.a.s) son ilahi mesaj olan Kur’an’ı Kerim’e imanımızdır.

Bizler bu topraklarda bütün etnik, mezhebi ve meşrebi farklılıklarımızla birlikte et ve tırnak gibiyiz. Bütün farklı renkleriyle yeryüzündeki bütün Müslümanlar olarak bir bedenin uzuvları gibiyiz. İslam ümmeti olarak aynı tarihin, aynı hüznün ve sevincin mensuplarıyız. Kerbelâ ortak acımızdır. Halep, Şam, Gazze, Arakan ortak acımızdır. Sahile vuran bebekler, yurt arayışı umuduyla okyanuslara gömülen hayatlar ortak acımızdır.

Bütün insanlığın huzuru ortak hedefimizdir. Ortak duamızdır. Bizim ortak düşmanımız, cehalettir, nefret dilidir, şiddettir, farklılıkları kavga sebebi sayan cahilliktir. Kardeşi kardeşe düşman yapan fitnedir.

Değerli Kardeşlerim,

Muharrem’de ortak geleneklerimizden birinin aşure ya da aşure aşı olarak isimlendirdiğimiz geleneğimiz olduğu hepimizin malumudur. Muharrem ayında yaşattığımız bu aşure geleneğimiz birlik ve beraberliğin, paylaşma ve dayanışmanın bir simgesidir. Tıpkı aşure aşında bir araya gelen farklı nimetlerin aynı ortak tada katkı sağlamaları gibi, milletimiz asırlardır sürdürdüğü gelenekle bugün de birlikte yaşamanın gereği olarak sevinci de kederi de, nimeti de külfeti de, muhabbeti de meşakkati de paylaşmaya devam etmektedir.

Allah-u Teâlâ bizleri farklı farklı renklerde, dillerde, kabiliyetlerde yaratmıştır. Bu farklılıklar, tarihimizde kesret içinde vahdet anlayışıyla bir ayrışmaya değil; aksine farklılıkları bir zenginlik olarak görüp hayatı güzelleştirmeye vesile kılınmıştır. Bugün itibariyle söz konusu farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görerek, Kur’an’ı Kerîm’de ısrarla vurgulandığı üzere “hayırda ve iyiliklerde yarışmaya” vesile kılmamız oldukça önem arz etmektedir.

Değerli Kardeşlerim

Bu duygu ve düşüncelerle, Muharrem vesilesiyle başta Hz. Hüseyin ve Kerbelâ şehitleri olmak üzere, Bedir’den Çanakkale’ye, istiklal mücadelemizden 15 Temmuz’a, mukaddesat uğrunda, hak hakikat yolunda en aziz varlığı olan canını feda eden bütün şehitlerimizi, saygıyla ve rahmetle yâd ediyorum.. Günümüzde, en yakın çevremizden en uzak noktaya; İslam dünyasında cerayan eden olaylara baktığımızda, bütün Müslümanlara düşen görevin tarihte ve günümüzde yaşanan bu tür müessif olayların tekrarlanmasını önleyecek bir şuur ve anlayışa sahip olarak ve Hz. Hüseyin’in temsil ettiği hakkaniyyet, metanet, samimiyyet, fedakârlık gibi değerleri ön planda tutarak kardeşlik, birlik ve beraberliğimizi korumak olduğunu hatırlıyor, Cenab-ı Mevla’dan Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi ile bizi biz yapan değerlerimiz etrafında kenetlenen sevgi ve bağlılığımızın perçinleşmesini niyaz ediyorum.

Hicrî 1439 yılının hepimize hayırlar ve iyilikler getirmesini dilerken, konuşmamı Enfal suresi 46. ayet-i kerimesinin mealiyle bitirmek istiyorum: “Allah’a ve Rasûlüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

Allah tuttuğumuz oruçları ve bütün ibadetlerimizi kabul eylesin.

Haberin Videosu İçin
TIKLAYINIZ

                                                                                                     

Bu haber 402 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Bu Haberler de İlginizi Çekebilir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Başkan Erbaş'tan Kuran Mesajı Çağrısı
Başkan Erbaş'tan Kuran Mesajı Çağrısı
Ağız ve Diş Bakımı Kanser Tedavisinde Önemli Etken
Ağız ve Diş Bakımı Kanser Tedavisinde Önemli Etken