• BIST 106.711
  • Altın 143,580
  • Dolar 3,5587
  • Euro 4,1404
  • İstanbul 32 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 35 °C
  • Şanlıurfa 36 °C

Bizi Mutsuz Eden Yanlış Düşünce Şekilleri

Bizi Mutsuz Eden Yanlış Düşünce Şekilleri
Mutsuzluk kanser eder!

Bazen mutlu olabilmek için bir şeyler yapmak değil, yapmamak yetiyor. Gerek düşünce ve gerekse davranış değişiklikleri mutluluğun yolunu bize açmaktadır. Duygu durumumuz, düşünce şeklimizden oluşur. Nasıl düşünürsek öyle hisseder, nasıl hissedersek de öyle davranırız. Düşünce şeklimiz, bizim yaşam tarzımız ve hayata bakış açımızdır.

Düşünme şeklimizi gözlük olarak farz edersek, hayatımızdaki her şeyi gözlüğümüzün numarasına göre görürüz. Başa çıkamayacağını düşünerek pes etmek mutsuzluğumuzun önemli nedenidir. En küçük bir streste ya da üst üste gelen sıkıntılardan sonra hayatın yönünü değiştiremeyeceğimizi, bunun kaderimiz olduğunu kabul etmemizdir.

Geçmişimizde birçok başarılar elde etmemize rağmen bazen küçücük bir zorlukla baş edemeyebilir, çözümsüz kalabiliriz. Bu durumlarda hem başarılarımızı hatırlamalı hem de güç ve enerjinin doğuştan her insanda olduğunu düşünmeliyiz.

Bizim o an yaşadığımız şey yetersiz olmak değil, çözüm yolu bulamamaktır. Sadece yöntem aramak ve düşünmek yeterlidir. Yıllarca okyanusta yüzüp küçük bir derede zorluk yaşamamız, bizim yetersiz olduğumuz anlamına asla gelmemelidir. Kendini, gücünü ve potansiyelini tanırsan, elde edebileceğin şeyleri düşünür ve hayal etmeye başlarsın.

Burada esas olan ulaşmak istediğin noktanın çabayla mı yoksa doğuştan gelen yetenekle mi olduğudur. Mesela iyi bir ses sanatçısı olmak için sadece çabalamak yetmez. Doğuştan gelen bir yeteneğin olması gerekir. Varsa geliştirilebilir.

Yani çabaya değer. Ama bizde o yetenek yoksa onun için çabalasak da, hayal ettiğimiz noktaya gelemeyeceğimizden emeğimizi boşa harcamış oluruz. Belki o gayreti başka bir hedef için kullanmış olsaydık çok daha farklı bir başarı elde etmiş olabilirdik.

Bazı hedefler için belli bir potansiyel olmalıdır mutlaka. Bunu ayırt etmenin en iyi yolu da o hedeflere ulaşanların oraya nasıl vardıklarıdır; çaba artı yetenekle mi yoksa sadece çabayla mı ulaştığıdır. Ulaşmak istediğimiz hedefler yeteneğimize uygun değilse bunu kabullenmemiz ve yeni hedefler seçmemiz gerekir. Her olayı kendimize yontmamalı ve kendimizi suçlamadan yorumlamalıyız. Şayet özgüven sorunu yaşıyorsak, çocukluğumuzda hep eleştirilmişsek, bağımlı bir anne babamız olduysa, onlar mutlu olmalarını ve iyi hissetmelerini hep bize yükledilerse, bizim çekirdek düşüncelerimizde; suçluluk ve her olumsuzlukta kendinde hata arama düşünceleri olacaktır.

Gerek yetişme tarzımız gerekse yanlış düşünme şeklimizden dolayı kendimizi suçlama eğilimimiz zamanla olaylara bakış açımıza dönüşür. Bir kişi bize yanlış bir şey yapsa, biri bizi kırsa, birinden haksızlığa uğrasak otomatik olarak “ben bunu hak edecek ne yaptım, benim ne gibi katkım oldu?” vb. gibi cümlelerle kendimizi suçlarken bulabiliriz. Bu düşünceden kurtulmak biraz zaman alır ve mümkündür.

Öncelikle hayata bakış açımızı değiştirmemiz gerekir. Suçluluk duygumuzun doğruluğunu, aynı olayları yaşayan başka insanları gözlemleyerek, başka kişilerin sorumluluklarını fark ederek de tartabiliriz. Temelde suçluluk duygusu, yaşantı sonucu öğrenilmiştir. Nedenlerine baktığımızda; özgüven eksikliği, aşırı eleştirel anne baba tutumu veya içe kapanık olmak gibi nedenler, kişinin kendini suçlu hissetmesine, affedememesine ve hatalarını uzun süre takıntılı olarak gündemde tutmasına neden olur.

Suçluluk duygusu çekirdeği olan kişilerin ilişkilerde de eleştirilmeye ve suçlanmaya karşı aşırı hassasiyet geliştirdiklerini fark ederiz. Hatta olağan bir eleştiriyi hakaret gibi algıladıkları ve bu nedenle de iletişimlerinin bitme noktasına geldiğini görürüz. İçimizdeki suçluluk duygusu ile savaşmak için öncelikle insanların onayından ve herkes tarafından haklı görünmek sevdamızdan vazgeçmemiz gerekir. Aksi takdirde mutsuzluğumuzun kaynağı olan bu suçluluk duygusu, kısır döngüye saplanmamıza neden olur.

O hâlde kendimizi neden devamlı suçladığımızı bulmamız gerekir. Aksi takdirde devamlı birilerine “Sence doğru mu yaptım? Sence haklı mıyım?” gibi onaylanma ve emin olamama sorularını yöneltir dururuz.“ “Kendimize vermemiz gereken telkin; Devamlı hayatında sorunlar olacak. Bazen mutsuz bazen mutlu olacaksın. Kendini bazen güçlü bazen güçsüz hissedeceksin. Unutma ki bu sağlıklı bir durumdur. Hiç kimsenin tüm anı mutlu veya mutsuz olamaz. Senin yapman gereken seni mutsuz eden sorunları çözmektir.

İnsanlarla sorun yaşamamak için insanlardan kaçamazsın. Trafik sorunu yaşamamak için evden çıkmamazlık yapamazsın. Bunlarla baş etmeyi öğrenmelisin. Unutma her sorunun bir çözümü vardır. Her sorunun altında, onunla ilgili negatif bir düşüncemiz vardır. Hiçbir zaman gücün azaldığı için pes etme. Gerekirse biraz ertele. Ama “başarırım” düşüncesinden vazgeçme. (Serhat Yabancı, Düşündüğün Gibi Değil)”

BİZİ MUTSUZ EDEN YANLIŞ DÜŞÜNCE ŞEKİLLERİ

Başa çıkamayacağını düşünerek pes etmek Mükemmeliyetçilik Sorunu büyütmek Aşırı genellemek Olumluyu küçümsemek Kendine yontma suçlamak Geçmişe sığınmak Zihin okumak Ya hep ya da hiç veya ‘siyah beyaz’ gibi keskin düşünce şekli

Serhat YABANCI Yazar-Psikoterapist
Kaynak: Diyanet Aile Dergisi / Ocak 2016

Sitemizde Yayınlanan Haberlerin Tüm Sorumlulukları Kaynaklarına Aittir. Haber Burada Hiçbir Sorumluluk Kabul Etmez...
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Şahıslara yönelik ağır itham, küfür ve onur kırıcı ifadelerde bulunanlara İp adresleri üzerinden dava açılacaktır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 31.01.2014 Test Yayın - Haber Burada Net, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici, öğretici ve eğitici yayınlar yaparak takipçilerini bilinçlendirir. . . Haber Burada | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : haberburadanett@gmail.com | Faks : haberburadanett@gmail.com | Haber Scripti: CM Bilişim