Aşure Günü Nedir? Aşure Günü Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Aşure Günü Nedir? Aşure Günü Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Aşure günü neden bu kadar önemli? Bu günde hangi büyük olaylar olmuştur?

30 Eylül 2017 - 12:32 - Güncelleme: 30 Eylül 2017 - 12:42

 Muharrem Ayı ve Aşure Günü (2)

(Aşure Gününde Cereyan Eden Olaylar ve Tavsiye Edilen İbadetler/ Doğrular ve Yanlışlar)

 

Önceki yazımızda muharrem ayının faziletinden bahsetmiştik. Bu yazımızda da muharrem ayının en çok temayüz eden gününden, Âşûrâ (Aşure) gününden bahsedeceğiz.

Sahih hadis kitaplarımızda yer alan rivayetlerden hareketle bu günün, tarihî bir öneminin olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Efendimiz (s.a.s) Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin oruç tuttuğunu görür. Sebebini sorduğunda da Allah’ın (c.c.) Hz. Musa’yı Firavun’dan bu gün kurtardığını, Firavun’u ve ordusunu bu gün denizde boğduğunu, bazı rivayetlerde de Hz. Nuh’un gemisinin bu gün Cudi dağına oturduğunu (Buhari, Müslim, Müsned-i Ahmed), dolayısıyla Allah’ın bu lütfuna binaen oruç tuttuklarını ifade etmişler; Efendimiz (s.a.s) de “Biz Musa’ya sizden daha ehil ve yakınız buyurarak” bu gün oruç tutmuşlar ve Müslümanlara da oruç tutmalarını tavsiye buyurmuşlardır. Cahiliye döneminde müşriklerin bu gün oruç tuttukları için de Efendimizin (s.a.s) ve Müslümanların oruç tuttuğu muteber kitaplarımızda mevcuttur. Ancak Peygamberimiz (s.a.s) Aşure gününde oruç tutmak isteyenlere, hem Yahudilere hem de müşriklere muhalefet olsun diye, bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile oruç tutmalarını emretmiştir.(Müslim, Ebu Davut, Tirmizî)

Yine Efendimiz’den (s.a.s) Peygamberlerin (a.s.) bu günde oruç tuttuklarına dair gelen rivayet (İbn Ebi Şeybe, Musannef) ve  Hz. Aişe validemizin, cahiliye döneminde müşriklerin Kâbe-i Muazzama’nın örtüsünü bu gün yenisi ile değiştirdiklerini ifade etmesi (Buharî) bu günün önemine işaret eden hususlardır. Muhtemelen bu önemine binaen Efendimiz (s.a.s) Müslümanlara, ramazan orucu farz kılınmadan önce Aşure günü oruç tutmayı emretmiş; ramazan orucunun farz kılınması ile birlikte bu zorunluluğu kaldırmıştır. Ancak Peygamberimizin (s.a.s) aşure gününde oruç tutmaya teşvik eden “Aşure gününün orucu geçmiş bir seneye kefarettir”(Müslim, Müsned-i Ahmed) gibi hadis-i şeriflerine istinaden, Müslümanlar bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile birlikte bu gün oruç tutmayı sünnet olarak telakki edegelmişlerdir.

Evet… Aşure günü önemli bir gündür. Bu günde yukarıda işaret edilen önemli tarihî hadiseler cereyan etmiştir. Bunla birlikte yine bu günde Hz. İbrahim’in (a.s.) doğduğu, Hz. Adem’in ve Hz. Yunus’un (a.s.) duasının kabul edildiği zayıf da olsa bazı rivayetlerde geçmektedir.(Taberanî, el-Mu’cemu’l-Kebir) Yahudilerin ve müşriklerin bu günde oruç tutmaları ve bu günü bayram havası içinde kutlamaları da bu olayları teyit eden hususlar olarak kabul edilebilir; en azından bu olayların bu günde meydana gelmediğine dair daha kuvvetli deliller ortaya çıkıncaya kadar bunu böyle kabul etmenin dini bir sakıncası olmadığı söylenebilir. Efendimiz (s.a.s) ve sahabelerin bu günde oruç tutmaları, Müslümanların da bu sünneti devam ettirmeleri Aşure gününün önemini açıkça ortaya koymaktadır.

Ancak günümüzde Hz. İbrahim’in ateşten kurtulması, Hz. Yakub’un Hz. Yusuf’a kavuşması, Hz. Eyüp’ün hastalıktan kurtulması,  Hz. İsa’nın doğumu, Hz. Süleyman’a mülkün verilmesi gibi birçok olayın Aşure gününde olduğu; bunlardan hareketle Aşure gününde, özel namaz tarifleri, bazı dua ve surelerin defalarca okunması, dört rekât namaz kılanın geçmiş ve gelecek elli senelik günahların bağışlanacağı, bazı dualarla dua yapanlarınn tüm hastalıklardan arınıp korunacağı, on kişiye selam verenin tüm Müslümanlara selam vermiş gibi sevap kazanacağı, zerre kadar sadaka verenin Uhut dağı kadar sevap kazanacağı, gusül abdesti alanın bütün günahlardan ve hastalıklardan kurtulacağı gibi o kadar çok amele teşvik edilmektedir ki bu bilgilerin hiç birisini sahih ve muteber bir hadis veya fıkıh kitabında bulmak en azından benim için mümkün olmamıştır. Bunlardan bazılarının, bir kısım tefsir ve mev’ıza kitaplarında yer alması bunların doğruluğunu değil; bu rivayetlerin israiliyata dayandığını gösterir. (DİA, IV/25)

Biz, Müslümanlar olarak dinimizi ehl-i sünnet nazarında muteber olan sahih kaynaklardan öğrenmek, öğretmek; öğrendiğimiz, öğrettiğimiz bu sahih bilgiler muvacehesinde dinimizi yaşamak ve yaşanmasına vesile olmakla emir olunduk.

Aşure gününün bu önemi yanında İslam tarihinde siyasi bir yönü de vardır. Efendimiz’in (s.a.s) sevgili torunu Hz. Hüseyin (r.a.) hicri 61 (1 Ekim 680) tarihinde Aşure gününde şehit edilmiştir. (DİA, IV/25) Şüphesiz ki tarihimizin en acıklı hadiselerinden biri olan bu olayı bir Müslümanın tasvip etmesi mümkün değildir. Bunu tasvip etmediğimiz gibi bir taifenin bu acıklı olayı, bazı değerlerimize hakaret etmeye, bazı sahabe efendilerimize lanet etmeye vesile kılmasını da tasvip etmemiz asla mümkün değildir.

Bu günde ve her zaman, Müslümanların birlik ve beraberliğine halel getirecek, tefrikaya sebep olacak, bizi zafiyete götürecek davranışlardan kaçınmamız; tarihi olaylardan dersler çıkararak birliğimizi, beraberliğimizi, muhabbetimizi, güç ve kuvvetimizi artırmamız her Müslümanın hassasiyeti ve sorumluluğu olmalıdır.

Bu vesile ile Kerbela’da şehit olan Hz. Hüseyin Efendimizi ve yol arkadaşlarını rahmetle yâd eder; bu önemli günün ayrıştırmaya ve nefrete değil, birleştirmeye ve sevgiye vesile olmasını Yüce Rabbimden (c.c.) niyaz ederim.                          

Selam ve dua ile…

Mehmet Ali Aytekin

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İşgalci İsrail Gazze'yi vurdu
İşgalci İsrail Gazze'yi vurdu
Tam 2 bin yıl sonra sürgün cezasını iptal ettiler!
Tam 2 bin yıl sonra sürgün cezasını iptal ettiler!