• BIST 106.711
  • Altın 143,580
  • Dolar 3,5587
  • Euro 4,1404
  • İstanbul 32 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 35 °C
  • Şanlıurfa 36 °C

Allah Rasulü’nün Manevi Evladı: Zeyd B.Hârise

Allah Rasulü’nün Manevi Evladı: Zeyd B.Hârise
...Allah’a yemin olsun ki beni tercih edeni, ben kimseye tercih etmem.

Hârise b. Şerahil her yerde oğlunu arıyor bir türlü bulamıyordu. Henüz sekiz yaşlarındaki oğlu Zeyd, annesiyle birlikte Benî Ma’n’daki akrabalarını ziyarete giderken kaçırılmış, o günden sonra kendisinden hiçbir haber alınamamıştı. Oğlunun hayatta olup olmadığını dahi bilmeyen yüreği yanık baba acısını dizelere döküyor, dertli dertli şiirler okuyordu. Yemen illerinde ailesi onu ararken Zeyd kilometrelerce uzaktaydı. Kendisini kaçıran Benî Kayn sülalesinin mensupları onu Ukaz çarşısında köle olarak dört yüz dirheme satmışlardı. Yaşadığı bu üzücü hadiselerin ardından yeni efendisi Hakîm b. Hizam’la yola düşen Zeyd, hayatının bundan sonrasında Rahman’ın büyük lütuflarıyla rahata ereceğinden habersiz, kutsal belde Mekke’ye geldi.

Efendisi Hakîm, bu güzel yüzlü masum köleyi halası Hz. Hatice’ye, Hz. Hatice de biricik eşi Hz. Peygamber’e hediye etti. Böylece Zeyd, âlemlere rahmet olarak gönderilecek bir peygamberin sıcacık yuvasına dâhil olarak sevgi ve şefkat dolu bir yaşantıya kavuştu.

Rasulüllah, Zeyd’e çok değer veriyor, ona gerçek bir baba gibi kol kanat geriyordu. Zeyd, Hz. Peygamber’in yanında öylesine huzurluydu ki karşısında öz babasıyla amcasını gördüğünde ne yapacağını bilemedi.

Hac için Mekke’ye gelen akrabalarından oğlunun izine ulaşan Hârise, kardeşiyle birlikte Rasulüllah’ın yanına kadar gelmiş, Zeyd’i fidyesi karşılığında geri almak istiyordu. Zeyd’den ayrılma fikri ona da ağır gelmiş olacak ki bu isteği hemen yerine getirmek yerine şu sözlerle karşılık vermeyi tercih etti sevgili Rasul: “Onu çağırın ve istediğini seçmesine izin verin. Eğer sizi tercih ederse o sizindir, fidye vermeniz de gerekmez. Fakat beni tercih ederse Allah’a yemin olsun ki beni tercih edeni, ben kimseye tercih etmem.” (İbn Sa’d, III, 30.) Söz hakkı kendisine verilen Zeyd, “Ben hiç kimseyi sana tercih etmem. Sen benim için baba ve amca yerindesin.” (İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-gâbe, I, 352.) diyerek Allah Rasulü’ne olan bağlılığını dile getirdi.

Babasıyla amcası “Yazıklar olsun sana!” diyerek Zeyd’in anne babasının yanında hür olmak yerine vatanından çok uzaklarda köle olarak kalmak istemesine hayret ettiklerini belirtirken o, Rasulüllah’a duyduğu sevgiyi sözcüklere sığdıramıyor, “Ben bu adamda öyle bir şey gördüm ki ebediyen ona kimseyi tercih etmem.” (İbn Sa’d, Tabakat, III, 41-42.) demekle yetiniyordu. Bunun üzerine Allah Rasulü Kâbe’nin etrafında bulunan Mekkelileri de şahit tutarak herkesi şaşırtan şu açıklamayı yaptı: “Zeyd, (bugüne kadar benim hizmetçimdi, artık hürdür. Bugünden sonra da benim oğlumdur (evlatlığımdır). O, benim mirasçımdır, ben de onu vârisim kılıyorum. Hepiniz şahit olun.” (İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-gâbe, I, 352.)

Aralarında yalnızca on yaş bulunmasına rağmen bu olaydan sonra “Zeyd b. Muhammed”, Türkçe ifadesiyle “Muhammed’in oğlu Zeyd” diye şöhret buldu Zeyd. Nasıl ismi her daim Allah Rasulü ile birlikte anılıyorsa kendisi de ondan ömür boyu hiç ayrılmadı. Getirdiği ilahî mesajı ve peygamberliğini ilk kabul edenler arasında yer aldı ve sıkıntılı Mekke döneminde onun hep yanı başında oldu.

Hz. Peygamber’in eşi ve amcasını kaybettiği hüzün yılında son bir umutla İslam’a davet için gittiği Taif’te de yegâne yoldaşıydı. Hakaretlere uğrayıp taş yağmuruna tutulan rahmet peygamberinin hayatı boyunca “en ıstıraplı günü” olarak hatırladığı bu günde Zeyd, vücudunu ona siper ederek canı pahasına onu korumaya çalıştı.

Medine yıllarında da onunlaydı hep, Allah Rasulü onu ordulara komutan tayin ediyor, bazen de Medine’de kendi yerine vekil bırakıyordu.

Yaşadığı müddetçe Rasulüllah’ın yanında olmaya gayret eden vefakâr Zeyd’i Allah Rasulü de çok ama çok seviyordu. Evlatlıkların öz oğullar gibi sayılamayacağını bu nedenle onların kendi babalarına nispet edilmesi gerektiğini bildiren Ahzap Suresi’nin ayetleri indikten sonra “Zeyd b. Hârise” ismiyle çağrılmaya başlasa da o, Allah Rasulü’nün gözdesiydi ve saadet asrının seçkin simaları arasında “Hibbü Rasulillah/Allah Rasulü’nün sevdiği kişi” sıfatıyla meşhur oldu.

Elif ERDEM / Diyanet İşleri Uzmanı

Etiketler:
Sitemizde Yayınlanan Haberlerin Tüm Sorumlulukları Kaynaklarına Aittir. Haber Burada Hiçbir Sorumluluk Kabul Etmez...
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Şahıslara yönelik ağır itham, küfür ve onur kırıcı ifadelerde bulunanlara İp adresleri üzerinden dava açılacaktır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • HAVÂİC-İ ASLİYYE NEDİR?03 Ocak 2017 Salı 17:29
  • İnternetteki dini bilgilere dikkat!05 Aralık 2016 Pazartesi 11:32
  • Diyanet'ten ikinci açıklama...28 Kasım 2016 Pazartesi 11:18
  • Fitneden Barış ve Güven Toplumuna - Prof. Dr. Mehmet Gözrmez06 Kasım 2016 Pazar 09:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 31.01.2014 Test Yayın - Haber Burada Net, internet ve teknolojinin doğru kullanılması, en üst düzeyde faydalanılması amacıyla bilgilendirici, öğretici ve eğitici yayınlar yaparak takipçilerini bilinçlendirir. . . Haber Burada | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : haberburadanett@gmail.com | Faks : haberburadanett@gmail.com | Haber Scripti: CM Bilişim